Osmanlı Müderrisi Konyalı Âlimin Unutulmuş Mirası!

Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde yetişen, Çanakkale ve Irak cephelerinde savaşan, ardından tek parti döneminde yıllarca dağlarda yaşamak zorunda kalan büyük İslam âlimi Abdullah Fevzi Efendi'nin (Tanrıkulu) hayatı ve eserleri, Türkiye için büyük bir kültürel miras niteliği taşıyor. Ancak bu önemli şahsiyetin yeterince tanınmaması, büyük bir eksiklik olarak görülüyor.
CEPHELERDEN DAĞLARA UZANAN BİR HAYAT
1883 yılında Konya'nın Bozkır ilçesinde doğan Abdullah Fevzi Efendi, hem dini ilimlerde hem de fen bilimlerinde derin bilgi sahibiydi. Osmanlı'nın son dönemlerinde Konya'da önemli medreselerde eğitim aldı ve müderris olarak dersler verdi. I. Dünya Savaşı'nda gönüllü olarak cepheye giden Fevzi Efendi, Çanakkale ve Irak cephelerinde askerlere dini ve ahlaki dersler verdi. Abdullah Fevzi Efendi, savaşın bitmesinden sonra, 1919’da Irak cephesinden Konya’ya döndü. “Yâr-ı enîsim” (yalnızlığımı gideren dostlarım) dediği medresesine vardığında İttihat ve Terakki tarafından medresesin kapatıldığını, kitaplarının yağmalandığını gördü. Fevzi Efendi, “Kuşları giden yuvalara dönmüş” diyerek üzüntüsünü dile getirdi. Bunun için daha fazla Konya’da kalamayarak, Bozkır’daki köyüne gidip oradaki medresede ders vermeye başladı.
DAĞLARIN MİSAFİRİ
Savaşın ardından tek parti döneminde hakkında yakalama kararı çıkarılan Abdullah Fevzi Efendi, yıllarca dağlarda, mağaralarda yaşamak zorunda kaldı. "Dağların misafiri oldum" diyen Fevzi Efendi, bu zorlu süreçte bile ilmi çalışmalarına devam etti. O yıllar Konya çok sıkıntılı bir yerdi. Yunanlıların Batı Anadolu’yu işgalinden dolayı pek çok muhacir geliyor, dağlarda asker kaçakları ve eşkıya soygun yapıyordu. Çanakkale ve I. Dünya Savaşında birçok şehit veren Konya halkının köylü ve şehirlisi, fakir, yoksuldu. Ankara’ya bağlı Kuva-i Milliye müfrezeleri, asker kaçakları ve eşkıyanın yanı sıra Ankara hükûmetine ters düşenleri de yakalıyordu. Tam o sıralarda da Konya’da, “Delibaş ayaklanması” denen hadiseler meydana geldi. Abdullah Fevzi Efendi hakkında da yakalama kararı çıkarıldı. Bundan sonra hayatının yaklaşık on yılını, hocası ve amcası müderris Abdülhalim Efendi ile dağlarda her an yakalanma ve ölüm korkusuyla geçirdi. 1938'de çıkan bir genel af neticesinde Abdullah Fevzi Efendi, bu zorlu yıllardan sonra memleketine döndü.
ESERLERİ VE MİRASI
Abdullah Fevzi Efendi'nin eserleri, Osmanlı Türkçesi ve Arapça dillerinde yazılmış olup, Konya Koyunoğlu Kütüphanesi'nde muhafaza ediliyor. "Çanakkale Cephesinde Bir Müderris", "Bir Müderrisin Sürgün Yılları" ve "Vehhabiye Reddiye" gibi önemli eserleri bulunan Fevzi Efendi, özellikle Vahhabilik üzerine yaptığı çalışmalarla tanınıyor.
UNUTULMUŞ BİR DEĞER
Konya'da birçok âlim ve evliya bulunmasına rağmen, Abdullah Fevzi Efendi'nin yeterince tanınmaması büyük bir eksiklik olarak görülüyor. Onu tanıyanlar Konya Büyükşehir Belediyesi'nin Fevzi Efendi'nin mezarını yenileyebileceğini, eserlerini bastırabileceğini ve üniversitelerin onun hakkında akademik çalışmalar yapabileceğini belirtiyor. 1943 yılında vefat eden Abdullah Fevzi Efendi'nin mütevazı mezarı, Konya'daki Fettah Kabristanı'nda bulunuyor.