Uzmanı Uyardı: Pandemi Sonrası Kaygı Çağı Başladı!

Uzmanı Uyardı: Pandemi Sonrası Kaygı Çağı Başladı!
 Muhabir
Pandemi dönemi sonrası artan kaygı sorununa vurgu yapan Klinik Psikolog Mustafa Erol, özellikle genç yetişkinlerin toplumsal beklentiler ve sosyal hayatın zorlukları nedeniyle daha fazla kaygı yaşadığını belirtiyor.

Pandemi süreciyle birlikte artan kaygı bozukluklarının özellikle 18-35 yaş arasındaki bireylerde daha sık görüldüğünü belirten Klinik Psikolog Mustafa Erol, sosyal yaşam içinde daha aktif olan gençlerin, geçim sıkıntısı, kariyer kaygıları ve toplumsal beklentiler nedeniyle daha fazla stres yaşadığının altını çizdi.

kaygi-anksiyete-bozukluklari.jpg

PANDEMİDEN SONRA KAYGI AYYUKA ÇIKTI

Günlük hayatta yaşanan değişiklikler, sosyal ilişkilerin zayıflaması ve bireysel izolasyonun artmasıyla birlikte pandemi sürecinin tetiklediği artan kaygı sorununa dikkat çeken Erol, “Toplum olarak özellikle pandemiden beri gözlemlediğim bir durum ve sık başvurulan konu kaygı oldu. Pandemi zaten zorlu bir süreçti ve oradan itibaren insanların var olan kaygıları biraz daha arttı. Hem sağlıklarıyla hem geçim problemleriyle, hem sevdiklerinin sağlığı ve onların iyi olmasını istedikleri için pandeminin başından beri insanların var olan içindeki kaygısı arttı. Her birimizin belirli oranda kaygıları mevcut. Biraz daha perçinleyen taraf pandeminin başlangıcı ve devamında gelen durumlar oldu. Çünkü pandemiden beri insanların hem sağlık, hem fiziksel hem mental anlamda zorlandığını görüyoruz ki halen de bazı insanlarda bunların etkilerinin devam ettiğini de gözlemliyoruz. Pandeminin sonrasında bu olayı deneyimledik pratik ettik hem toplumumuz, hem Türkiye hem de dünya için zorlayıcı bir durumdu. Sonrasında bunu atlattığımızı düşündüğümüzde fiziksel olarak bittiğinde biraz daha herkes sosyal hayatına döndü ama o var olan kaygılarımızı atmamıza herhangi bir şekilde yardımcı olmadı. Yaşanan sürecin bitmiş olması bile var olan kaygılarımızı perçinledi, arttırdı. Ve her birimiz hayatımıza geri döndüğümüzde kaygımız artarak hayatımıza devam ettik. Bu noktada da dediğim gibi dünya günden güne değişiyor. Teknolojinin artması, insanların birbirine tahammülünün azalması, sosyal ilişkilerin sekteye uğraması ve bireysel anlamda herkesin birazcık daha etrafındaki insanlardan izole oluşuyla birlikte var olan kaygılar biraz daha ayyuka çıktı ve daha görünür hale geldi. İnsanlar genellikle kaygıyla ilgili, anksiyete ile ilgili başvuruda bulunuyorlar” ifadelerine yer verdi.

anksiyete-kaygi-bozuklugu-terapisi-tedavisi-konya-jpg.webp

18-35 YAŞ ARASI BİREYLERDE KAYGI ARTTI

Kaygı bozukluğu yaşayan bireylerin genellikle genç nüfus olduğunu belirten Erol, “Aslında bunu belli bir skalaya oturtmak zor. 7-8 yaşındaki bir çocukta da kaygı bozukluğu meydana gelebilir. Bir evde, okulda strese maruz kaldığında annesi babası ondan çok fazla şey talep ettiğinde yaşadığı bir kaygı bozukluğu da olabilir. 70 yaşındaki bir bireyin de var olan hayatı ile ilgili geçim derdi emekli maaşı birçok farklı durumla kaygı yaşadığını söyleyebiliriz. Ama özellikle genç yetişkinlerde, 18 ila 35 yaş arasında daha aktif olan belki öğrencilik ve çalışma hayatının da etkisiyle bunların bütününe baktığımızda bireylerin biraz daha sosyal hayatta aktif olmasıyla birlikte daha fazla kaygı yaşadığını görebiliyoruz. Gerek okuduğu okul, üniversite, gerek yaptığı iş, gerek sosyal ilişkilerinde onlar biraz daha sosyal hayatın içinde aktif bir vaziyette olduğu için kaygıları daha görünür vaziyette oluyor. Hem kendi hayatlarında hem iletişimde oldukları insanlar özelinde” diye konuştu.

dsc-1356.jpg

TOPLUMUN BEKLENTİLERİ YÜK OLUYOR

Bireylerden beklenen beklentilerin ve onlara yüklenen misyonların kaygı bozukluğunu tetiklediğini öne süren Erol, “Genç kesimin hayatta paylaşımda bulunduğu kişiler daha fazla oluyor ve sosyal hayatı içerisinde bir üniversitede veya aktif olarak mesaili bir işi varsa ve iletişimde olduğu insan sayısı da fazlaysa elbette girdikleri ortama göre değişir ama daha fazla şeyle mücadele etmesi gereken insanlarda kaygı artış gösteriyor. Bu geçim derdi olabilir bireylerin bakım vermesi gereken bir çocuğu, yaşlısı, hastası vs vardır. O yaş grubundan beklenen şey ‘Hayata dair bir şeyleri hallet ve hallettiysen bunun devamını getir’ oluyor. Belli bir yaşta özellikle üniversiteden sonrasında insanların bize bakışı da değişir. Çünkü bir okula gidiyorsan insanlar tarafından geleceğe dair az çok bir planının olduğu düşünülür. Bu okurken bize zaten bir zorluk, stres ve kaygı bindirir. Bitirdiğimizde de hadi o zaman evlen, hadi o zaman bir iş kur veya bir yere gir birçok farklı pencereden bu yaş skalası içindeki insanlarda bazı şeyleri halletmiş olsalar dahi toplumun bekledikleri de onların üzerine yük bindirebiliyor. O yüzden 18-35 arası yaş grubunun hem aktif olması hem de insanların onlardan beklentisi kaygı yükünü arttırabiliyor” dedi.

kaygi-bozuklugu.jpg

İÇLERİNDEKİ SIKINTININ ÜZERİNE GİTSİNLER

Bireylerin kaygı düzeyleri arttığında ve bunu kontrol edemediklerinde bir psikologdan yardım almanın önemli olduğunu kaydeden Erol, önyargıları kırarak uzman desteğine başvurmanın önemine dikkat çekti. Erol, “İnsanların evet bende bir şey var dedikleri zaman özellikle Konya'da da bu çok kullanılır ‘İçimde bir sıkıntı var’ o içlerindeki sıkıntıyı eğer fark ediyorlarsa, bunun sebebi ne olursa olsun durup düşünmeleri lazım. Günlük hayatlarıyla ilgili kişilerle ilgili fark etmez ‘İçimde bir sıkıntı var ve bunu belli miktarda aşamıyorum, bundan kurtulamıyorum’ diyorlarsa birazcık daha durup düşünmeleri gerekebilir. Bu noktada bunun neden meydana geldiği, önce yaşadığı hadiseler veya diyalog halinde olduğu insanlar başına gelen hadiseler bunları bir gözden geçirmeliler. Gözden geçirdiler ama bu benim içimdeki sıkıntıyı yok etmedi diyorlarsa o zaman bir uzmana başvurmak lazım. İnsanlarımızda bir psikologdan, bir uzmandan yardım almak konusunda önyargı olduğu için bunu kırmak şart. Bir problemimiz varsa bir uzmandan, bir psikologdan yardım almak aslında dünyanın en olması gereken şeylerinden biri. Kendileri halledebiliyorlarsa ne ala bunu fark edip yüzleşmeleri ve atlatabiliyor olmaları çok kıymetli. Ama günlük hayatlarını sekteye uğratıyor ve ben yaptığım işte evimde, işimde verimli değilim ve bu benim hayatımı zora sokuyor dedikleri durumda bir uzmandan yardım almaları kendileri için de kıymetli bir adım olabilir” şeklinde konuştu.

-Büşra KÖSE