Defalarca kez ölümle burun buruna geldi!
Savaş Muhabiri Umut Erol'un konuşmalarıyla Aziziye Kültür Merkezi'nde Genç Birlik Konya Şubesi, Birlik Vakfı Konya Şubesi ve Gönül Bağı Derneği iş birliği ile "Bir Muhabirin Gözünden Suriye" programı gerçekleştirildi. Programa; Savaş Muhabiri Umut Erol, Gönül Bağı Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Hilal Şık, Birlik Vakfı Konya Şube Başkanı Abdi Parlak, Genç Birlik Konya Şube Başkanı Faruk Kazak ve çok sayıda davetli katıldı. Savaş Muhabiri Umut Erol, programa gelen konuklara savaş bölgelerinde mesleki olarak yaşadığı deneyimlerden bahsederek bu mesleğin çocukluk hayali olduğunu ifade etti.
SAVAŞ MUHABİRLERİ MAĞDURLARIN SESİ VE İNSANLARIN UMUDU OLUR
Programda açılış konuşmasını gerçekleştiren Gönül Bağı Eğitim, Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Hilal Şık, savaş muhabirliğinin çok zor olduğunu söyleyerek sahadan gerçek haberi topluma iletme noktasında savaş bölgesinde çalışmış ve kendisine güvendikleri Umut Erol’a teşekkürlerini sundu.
Başkan Şık, “Savaşın her anı tüm dünyayı etkileyebilecek olaylar doğurabiliyor. Savaş muhabirleri burada sadece bir hikaye anlatıcıları değil, aynı zamanda savaş mağdurlarının sesi ve insanların umudu olma görevini üstleniyor. Savaşlar sadece fiziksel değil, sosyal, psikolojik ve kültürel yaralar olarak karşımıza çıkar. Bu yaralar nesiller boyu sürer. Bir savaş bittiğinde kayıpların acısı yıllarca geçmeyebilir. Savaşın geride bıraktığı bu travmalar doğru bir şekilde anlaşılmalı. Bunun için Birlik Vakfı Genç Komisyonumuza, Birlik Vakfı Kadın Komisyonumuza, Birlik Vakfımıza, Gönül Bağı Eğitim, Kültür ve Dayanışma Derneğimiz’e teşekkür ederim. Çünkü bunlar önemli konular olarak hayatımızda yer alıyor. Muhabir Umut Bey’e de çok teşekkür ediyorum. Bizi kırmadı ve tatil gününde buraya geldi” şeklinde konuştu.
“GAZETECİLİK BENİM İÇİN TARİHE TANIKLIK ETMEK”
Savaş Muhabiri Umut Erol ise, Birlik Vakfı’nın Konya yöneticilerine teşekkürlerine sunarak sözlerine başladı. Umut Erol, gazeteciliğin çok fazla tanımı olduğunu belirterek, “Bu meslek için herkes ayrı bir tanım yapmış. Her gazeteciye göre bu meslek farklı bir anlam ifade eder. Benim için gazetecilik; tarihe tanıklık etmek. Biz savaşın ve olayların birebir içinde olup sizlere aktaranlarız. 13 yıllık gazetecilik tecrübem var. Ben meslek hayatıma Kanal 7’de başladım. 4 yılın ardından 24 TV’ye geçtim. Sonrasında ATV’ye transfer oldum. Şu anda da gazeteciliğin yanı sıra İbn-i Haldun Üniversitesi’nin basın müşavirliğini yürütüyorum. Gazetecilik benim için çocukluk hayaliydi. Özellikle savaş muhabiri olmayı hep istiyordum. Genelde insanlar neden savaş muhabirliğini seçtiğimi soruyor. Sonuçta savaş bölgesi herkesin kaçtığı bir yer. Savaş muhabirliği gerçekten çok farklı bir alan. Bu işi yaptığım için kendimi şanslı hissediyorum. Özellikle savaş sürecinden geçerken bu mesleği yapmak bana ciddi tecrübeler kazandırdı. Televizyonda gördüğünüz terör saldırıları anında olay yerinde olanlardan biriydim” diye anlattı.
“SURİYE SINIRINI KARIŞ KARIŞ GEZDİM”
Meslek hayatına ilk başladığı yıllarda Suriye’de de savaşın başladığını söyleyen Umut Erol, “Ben ilk olarak 2012 yılında Suriye ile tanıştım. O zamanlar Konya’dan geçerek sınıra gitmiştik. Suriye ile ilk tanışmam bu şekilde gerçekleşti. Sonrasında Zeytin Dalı ile İdlib Operasyonu ve Halep tahliyesi gibi bütün süreçlerde bölgedeydim. Gaziantep’ten Türkmen Dağı’na kadar Suriye sınırını karış karış gezdik. Nasip olursa Şam’a da gideceğim. Bunun yanında Fırat Kalkanı’nda biz ilk olarak Kilis’e gitmiştik. Ben Fırat Kalkanıyla birlikte sınırın, özellikle Suriye’den kilometrelerce uzağında çadırda kalanlarla tanıştım. Biz Suriye’den kaçıp Türkiye’ye sığınanlardan şikayet ediyoruz. Ama sığınamayanlar da var. Sınırı geçemeyen yaklaşık 4 milyon Suriyeli çadır kentlerde yaşıyordu. PYD ve terör örgütleri roket atıyor ve kurşun sıkıyordu. Ama söz konusu İdlib Operasyonu olduğunda karşınızda bir devlet vardı. Bunlar Esed ve desteklediği Rusya. Sürekli bir hava bombardımanı ve inanılmaz topçu atışları vardı. Ben İdlib Operasyonu başlamadan önce sınırın diğer tarafına geçtim. Üslerimiz de burada yer alıyordu ve onlar hazırlıklarını zaten yapmışlardı. Ama özellikle sınırın diğer tarafına geçtiğimde bir hafta boyunca gece sabaha kadar top atışlarıyla uyumak zorunda kaldım. Kesintisiz atış sesleri vardı. Bu sesle uyuduğunuzu düşünün. Sonrasında merkeze geçtik. Buradan bile top atış seslerini yine duyuyorduk. Yaşadığımız o kadar çok şey var ki. Açıkçası savaş bölgesi insanda derin bir yara bırakıyor. Bölgede benim en çok sevdiğim şey çocuklardı. Onlarla bol bol fotoğraflar çekindik. Hatta çantanın ağzını çikolatalarla doldururduk. Sınırın diğer tarafına geçtiğimiz zaman çikolataları çocuklara dağıtırdık. Onların mutluluğunu görmek çok başka bir şeydi. Küçük bir çikolata ile yaşadıkları o mutluluk çok güzeldi” ifadelerine yer verdi.
TELEVİZYON TARİHİNDE NEYRAB’TAN GÖRÜNTÜLERİ İLK ONLAR ALDI!
Savaş Muhabiri Umut Erol, meslek hayatında yaşadığı zorlukları anlattı. Erol, "Defalarca kez ölümle burun buruna geldim. Sınırı araba bagajında geçtiğimi bile hatırlıyorum. Suriye, İdlib ve Neyrab gibi bölgelerde savaş muhabirliği yaptım. İnşallah Şam'a da gideceğim. Ayrıca dünya televizyonunda bir ilk olarak Suriye'de bir köy olan Neyrab'ı ilk defa biz görüntüledik. Etrafımızda sürekli hava bombardımanı vardı. Ölümü en çok hissettiğim yerlerden biri Neyrab'tı. Nereye dönsek bombalar düşüyordu. Sığınmak için bir yer bulduk. Bir binanın bodrum katına sığındık. Çevremizdeki her apartmanı bombaladılar. Bizim araçlarımızı görüyorlardı. O yüzden binalara bomba yağdırıyorlardı. Sonrasında binadan çıkma kararı aldık. Çünkü çıkmasaydık o bina mezarımız olacaktı. Zaten o sığındığımız bina yerle bir olmuş. Bir ilk olarak Suriye Serakib'e de girip görüntülemiştik. Çok yoğun bir bombardıman vardı. Hatta yine bir savaş bölgesindeyken top atışlarını çektiğimiz sırada kameraman arkadaşımın kulak zarı patlamıştı. Mecburen kameraman değişikliği yapmak sorunda kalmıştık" diye anlattı.
"SURİYE BENİM MESLEK HAYATIMDA ÇOK AYRI BİR YERE SAHİP"
Muhabir Erol, "Yine savaş bölgesindeyken 10-15 kedi görmüştüm. Önlerinde mama kapları vardı. Bunu yapsa yapsa Mehmetçikler yapar dedim. Bunun üstüne kedilerin az ilerisindeki binada Mehmetçikler ile karşılaştık. Onları görmek çok güzeldi. Suriye benim hayatımda çok ayrı bir öneme sahip" diyerek sözlerine son verdi. Programın ardından Savaş Muhabiri Umut Erol’a, Birlik Vakfı Konya Şube Başkanı Abdi Parlak tarafından hediye takdim edildi ve hatıra fotoğrafı çekildi. TUBA KAYA
Kaynak:Konya'nın Sesi